Mesele Sadece Oyun Değil #2: Sinema Sektörü, Dijital Platformlar ve E-Spor

Mesele Sadece Oyun Değil #2: Sinema Sektörü, Dijital Platformlar ve E-Spor

Mesele Sadece Oyun Değil’in
mart konuğu olan Umut Aral’la birlikte sinema sektörüne, e-spora ve dijital
yayıncılığa dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Öncelikle kendisine çok
teşekkür eder, keyifli okumalar dileriz.
?

Sizin de bir Gamer olduğunuzu ve senaryolu
oyunları daha çok sevdiğinizi billiyoruz. Peki en çok hangi oyunları oynuyorsunuz?

Genelde
piyasaya yeni çıkan tüm senaryolu oyunları alıp oynamaya çalışıyorum. Şu aralar
Spider-man, Red Dead Redemption, Witcher 3 ve Wolfenstien II oynuyorum.
Unutulmazlarım arasında Last of Us, Heavy Rain, God of War, Uncharted serisi,
Metal Gear Solid serisini sayabilirim.

2018 yılında Türkiye E-Spor Federasyonu’nun
kurulmasıyla birlikte e-sporun artık bir spor branşı olarak kabul edilmesi,
ailelerin ve oyunlara önyargılı insanların e-spora olan bakış açısını yavaş
yavaş değiştirmeye başladı. İyi Oyun projesi ile birlikte e-sporu antrenman ve
aslında hareket gerektiren gerçek bir takım oyunu olarak ele aldınız ve bizce
e-sporu “bilgisayar başında iletişimsiz zaman öldürme” olarak düşünenlerin bu
algısını kırdınız. Peki film sonrasında aldığınız geri dönüşler nasıldı?

Filmle
ilgili inanılmaz iyi geri dönüşler aldığımı söyleyebilirim. Benim bu filmi
öncelikli yapma sebebim gençlerin ve çocukların, e-spor ve bilgisayar oyunu
sevdalılarının kendilerini ebeveynlerine ya da büyüklere anlatmakta güçlük
çekmesiydi. İyi Oyun’u izleyen pek çok ebeveyn film sayesinde e-sporun ne
olduğunu, bir meslek olabileceğini anladı. Bilgisayar oyunlarıyla ilgili
fikirleri değişti, üstelik çocuklarıyla ya da torunlarıyla beraber
izleyebilecekleri bir filmle de karşılaşmış oldular. Şu anda filmi
izleyemeyenler filmi nereden bulacaklarını soruyorlar, izleyenler de
ikincisinin ne zaman çıkacağını… Film geçtiğimiz günlerde Berlin Film Festivali
bünyesinden uluslararası seyirci ile buluştu, şimdi Hong Kong’a gidiyor, bir
yandan da Hindistan’da yapılan Calcutta Uluslararası Film Festivali’nde en iyi
Aile Filmi ödülünün sahibi oldu. Bütün bunlara bakınca yola çıkış amacıma
ulaştığımı düşünüyorum.

Bir Gamer olarak Türkiye E-Spor
Federasyonu’nun kurulması ve e-spor farkındalığının daha da artması sizi
heyecanlandırıyor mu? Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Tüm
dünyada olduğu gibi Türkiye’de de e-sporun profesyonelleşmesi, bir
federasyonunun olması çok önemli. Zaman çok hızla ilerliyor ve oyunlar,
platformlar değişiyor ancak spor yapmak ve sporcu olmanın gereksinimleri ve
kuralları hep aynı. Bu temel kuralların korunması adına federasyon elbette çok
önemli bir yapı.

2018’de gösterime giren Avengers: Infinity
War 257 milyon dolar gişe yaptı, aynı yıl satışa çıkan Call of Duty: Black Ops
4 oyunu ise sadece 3 günde 500 milyon doların üstünde satışa ulaştı. Bu
rakamlara göre oyun endüstrisinin gelirlerinin artık sinema endüstrisi ile kafa
kafaya geldiğini söyleyebiliriz. Oyuncu kitlesiyle beraber hedef kitlesi de
giderek büyüyen e-spora; Mercedes, Audi, Fiat, Toyota gibi otomotiv devlerinin
de sponsorluk yarışına girmesi sinema dünyasının bu alana daha fazla
yönelmesine neden olacak mı?

Oyun
endüstrisi film endüstrisini çoktan geride bıraktı bile. Oyunlar artık
oyunculara, kendi filmlerini sonsuz olasılıklarla örülü dünyalarda yeniden
yaratmaları için muazzam bir fırsat sunuyor. Film endüstrisinin önemli isimleri
artık oyun endüstrisine de hizmet veriyor. Eskiden film endüstrisi ve oranın
beslediği hayal güçlerinin yarattıkları oyun endüstrisini şekillendirirdi.
Karakterler önce filmlerde karşımıza çıkar sonra oyun dünyasına girerlerdi,
şimdi bu ibrenin artık ters yöne dönmeye başladığını görüyoruz.

İyi Oyun’la beraber, gittikçe daha da büyüyen
oyun sektörünü beyaz perdeye aktardınız. Daha önce oyun sektörünü genel
izleyici kitlesine sunmayı başaran çok tartışılsa da bu tarz bir yapım
olmamıştı. Genel olarak Youtube üzerinden yayın yapan pek çok oyun içeriği
üreticisinin kullandığı dilin aksine içinde “oyun” olan ve takım ruhuyla bir
araya gelen gamerların mücadelesini konu alan başarılı bir film izledik. Bu
konuda internet içeriklerine kıyasla yeni bir bakış açısı oluşturduğunuzu
düşünüyoruz. Filmden önce internetteki içeriklere göz attınız mı? Genel olarak
izlenimleriniz nelerdi? Araştırmalar yaparken sizi şaşırtan durumlar oldu mu?

Elbette,
herhangi bir konuda bir film yapacaksanız sinema tarihindeki benzer örneklerini
mutlaka izlemeniz gerekir; özellikle günümüzde hiçbir sanatçının, “ben
bilmiyordum görmemiştim” demek gibi bir yanıt verme özgürlüğü olduğunu
düşünmüyorum. İzlemeli, dinlemeli ve okumalısınız ki sürüden ayrılabilin.

Projenin
başlamasıyla birlikte Youtube’da karşıma çıkan yerli ve yabancı e-spor
dizilerini inceledim. Ancak bu platformdaki içeriklerden farklı olarak ben
e-sporla dalga geçen bir film değil, onun gerçek bir spor olduğunu anlatan bir
film yapmak istiyordum.  E-sporla ilgili yapılmış en iyi belgeseller olan
Free to Play ve Rise of the eSports Hero gibi pek çok belgeseli izledim.
Konuyla ilgili New York Times, Wired, Wall Street Journal gibi uluslararası
yayın organlarında çıkan pek çok makale ve araştırma yazısını okudum. Elbette
League of Legends’ı da oynadım, turnuvaları canlı ve banttan izledim,
profesyonel e-sporcularla vakit geçirdim. Bunların dışında sinema tarihine
damgasını vurmuş neredeyse tüm spor filmlerini bir kez daha izledim, iyi bir
sporcu ve takım hikâyesi nasıl anlatılır onu bulmaya çalıştım. Karate Kid,
Goal, Creed, Rocky gibi filmler bana ilham kaynağı oldu.

Bir röportajınızda “Bir filmin olmazsa olmazı
oyunculuktur. Kötü bir oyunculuk; reji, görüntü yönetimi, senaryo vs. ne kadar
iyi olursa olsun filmden sizi derhal uzaklaştırabiliyor. Ben İyi Oyun’da, iyi
bir oyunculuk çizgisi tutturduğumuzu düşünüyorum.” demiştiniz. Filmden önce bir
youtuber ile çalışma fikri size nasıl gelmişti? Her ne kadar Orkun Işıtmak
kendi videolarında da oyunculuk yapsa da, film öncesi bir youtuber ile çalışma
konusunda çekinceniz oldu mu?

Ben
yönetmenlik kariyerim boyunca 250’nin üzerinde reklam filmi yönettim, bu
reklamlarda çok deneyimlisinden hiç kamera karşısına geçmemişine kadar pek çok
farklı seviyede oyuncu ile çalıştım. Kimi zaman komut bile veremediğiniz
bebekleri yönettim. Kamera karşısında profesyonel bir oyuncu değilseniz,
youtuber olmanızın başka herhangi bir meslek sahibi olmanızdan hiçbir farkı
yok. Orkun’un en önemli avantajı bana güvenip kendisini bana bırakması oldu.
Çok çalışkan, öğrenmeye çok hevesli ve uyumlu birisi. İlk okuma provasından
itibaren kendisini bana ve kendinden daha deneyimli olan profesyonel rol
arkadaşlarına teslim etti, hazırlıklarını ve provalarını yaptı. Bence onca
deneyimli partnerinin arasında iyi bir çizgi tutturdu diye düşünüyorum.

Netflix ve BluTV gibi internete özel
içerikler üreten yayın platformlarıyla çalışmış biri olarak dijital yayıncılık
ve sinema/televizyon yayıncılığının sizin açınızdan herhangi bir farkı var mı?
Peki milyonlarca abonesi bulunan bu platformlar sizce sinema ve televizyonu
nasıl etkileyecek? Özgürlük, çeşitlilik ve dinamizmin sektöre sağladığı faydaların
yanında getirdiği yeni zorluklar da var mı?

Ben
bir hikâye anlatıcısıyım, nerede ve ne şekilde anlattığımın bende bir önceliği
yok. Elbette öyküyü anlattığınız formatın avantajlarını ve dezavantajlarını
bilmeniz, hakim olmanız gerekiyor.

Bu
platformlar daha şimdiden sinema endüstrisini ve izleme alışkanlıklarını geri
dönülemez bir değişime uğrattı. İstediğiniz zaman istediğiniz yerde istediğiniz
içeriğe ulaşabildiğiniz, isteğinize göre tasarlanmış ve beğenilerinize göre
sıralanmış içerikleri bir arada bulduğunuz bir platformun, seçimin sınırlı
olduğu ve belirli bir zaman çizelgesine bağlı kaldığınız bir izleme anlayışı
olan sinema salonlarını yenmesi kaçınılmazdı. Platformlar izleyici sayılarını
artırdıkça bu savaşı daha da kazanacaklar. Biz yaratıcılara muazzam bir
özgürlük, çeşitlilik ve dinamizm getirdikleri de su götürmez bir gerçek.
Düşünsenize bir sene önce Hakan: Muhafız gibi fantastik bir projeyi yapacak
yapımcı bulamayan senarist ve yönetmenler şimdi kendilerine bu riski alabilecek
yapımcılar bulabilecekler, bu bile olumlu anlamda bir değişim.

7 Yüz, Hakan: Muhafız gibi dijital ortamda
milyonlarca kişi tarafından izlenmiş yapımların yönetmeni olarak bu sektöre
yeni adım atmış ya da atmak isteyen öğrenci ve mezunlara vereceğiniz tavsiyeler
kuşkusuz çok kıymetli olacak. Şu an onların yerinde siz olsanız dijital çağın
nimetleri diyebileceğimiz sosyal medya platformlarını projelerinizi hayata
geçirmek için bir araç olarak kullanır mıydınız?

Günümüz
gençleri bana göre hem şanslı hem de şanssız. Şanslı çünkü artık günümüzde cep
telefonu var, ben bu işi yapmaya ilk başladığımda bir kameram bile yoktu. Şimdi
en basit cep telefonunda bile kamera var. Dilediğinizi çekip; renk verip,
montajlayabilirsiniz, müzik ve ses efekti koyabilirsiniz, yayınlayabilir ve
takibini de yapabilirsiniz. Dolayısıyla, çok şanslılar. Ama çok şanssızlar
çünkü rekabet çok, bunu yapabilen bir sürü insan var, o cep telefonu herkesin
cebinde… Dolayısıyla, ben yönetmen olmak istiyorum, hikâyeler anlatmak
istiyorum dediğinizde sizinle birlikte yola çıkmış milyonlarca insan var artık.
Bu yüzden daha çok çalışmak gerekiyor, işini daha ciddiye almak gerekiyor;
sektörde var olmanın eskisinden daha zor olduğunu da düşünmüyor değilim
açıkçası. Hem dizi hem reklam hem de film sektöründe çalışmış biri olarak
şimdiki gençlerin bu işe dahil olmak istediğinde ne kadar zorlandığını
görüyorum. Hem kendileri ile zorluk yaşıyorlar hem de dahil olmakla ilgili
zorluk yaşıyorlar. Kendileri ile yaşadıkları en büyük zorluk; sabırsızlar. Bir
an önce, her şey, bir seferde olsun istiyorlar. Tıpkı bu dijital platformların
onlara her istediklerini bir anda sunması gibi hayatında onlara istediklerini
bir anda sunmasını istiyorlar.

Şimdilik saklı kalsın dediğiniz ve yine bir
ilk olacağını söyleyip ismini sakladığınız projenizle alakalı bir gelişme var
mıdır? 

Elbette
var ? Bu aralar önceliğim Hakan: Muhafız’ın 3. ve 4. Sezonları.
Onayı çok yakın bir zamanda geldi ve tüm hızımızla ona çalışmaya başladık. 2.
sezon yakın zamanda seyirci ile buluşacak. Ben ilk üç bölümü yönetiyorum bu
sezonda… Seyirciyle buluşması için gün sayıyorum, ayrıca izleyemeyenlere ya da
yeniden izlemek isteyenlere bir müjde: ”İyi Oyun” yeniden vizyona girecek,
üstelik yeni içerik ve sürprizlerle…

Ne yazık ki röportajımızın sonuna geldik gibi görünüyor.
Verdiğiniz kıymetli bilgiler için müteşekkir olduğumuz belirtmek isteriz.