New to site?


Login

Lost password? (X)

Already have an account?


Signup

(X)

SINIRLARIN ÖTESİNDE BİR SOSYALLEŞME VE OYUN DENEYİMİ: PUB STORY

24
Haz 2019

Mesele Sadece Oyun Değil’in haziran ayı konuğu Bora Öğünç’le insanların sosyal hayatta yeni insanlarla çekinmeden tanışabilmesi fikrinden doğan Pub Story’nin Türkiye ve dünyadaki gelişiminden ve geleceğinden bahsettik. Eğlenceli sohbeti için kendisine çok teşekkür eder, keyifli okumalar dileriz.

 

Hacettepe Üniversitesi’nde felsefe lisansı, ODTÜ ve TRT’de radyo programcılığı, Foiegras Media’da içerik yönetmenliği, bikafalar, ListeList, Tezgahçılar ve tabi ki Pub Story! Farklı gibi görünseler de yaptığınız tüm işlerin içerisinde iletişim var. Planlı olarak mı iletişimin farklı yöntemlerini deneyimlemek istediniz?

Yok vallahi ya, hiç planlı değildi. Radyoculuk tarafı ortaokul ve lise zamanlarından büyük hayalimdi, işe dönüştü. Felsefeyi de sadece sevdiğim için okudum. Geri kalanların hepsi hoş tesadüfler diyelim. 😀

 

Üniversite öğrencisi Bora bugüne gelirken zamanın ve tecrübelerinin etkisiyle neler kazandı ve kaybetti?

Zor soru. 😀 Geçen Ticket kartımı kaybettim, ona çok üzüldüm mesela sayılır mı? Şaka şaka… Eğer daha büyük çerçeveden bakarsanız o yıllardan bu yıllara, yaş ilerledikçe, yaşlandıkça diyelim kaybettiğiniz en önemli şey “gazınız”, kazandığınız en önemli şey ise sakinliğiniz oluyor.

 

Geleceğe yönelik kişisel planlarınız ve hayalleriniz neler?

Çok fazla plan yapan ve hayal kuran biri değilim. Artık bunları daha naif ve basit şeylerde aramayı öğrendim açıkçası. Basit şeyler; refah ve sağlık içinde bir hayat, mutlu çocuklar, aşk ile geçen bir ömür. Bir de şu an içinde bulunduğum ortam, kafama uygun insanlarla birlikte kafama uygun şekilde üretim yapabildiğim bir yer. Bunun hiç bitmemesini hayal edebilirim…

 

“Yapmasaydım hayatım bambaşka olurdu” dediğiniz bir hikâyeniz var mı?

2010 yılında Ankara’da hayatım acayip yolundaydı. Radyodaki işimden acayip memnundum, yaşıma ve döneme göre fena para kazanmıyordum, müthiş takılıyorduk. Sonra bir anda – nasıl oldu cidden bilmiyorum – askere gidip hemen arkasından İstanbul’a taşınma kararı aldım. Sonraki yıllarda “neden İstanbul’a geldin?” diye soranlara “bilmiyorum ki sanırım b.k vardı” diye cevap verebildim. Sanırım gelmesem hayatım bambaşka olurdu.

 

2017 yılında Hande Aykun ile birlikte Pub Story’yi kurdunuz? Kağıt üzerinde kolaymış gibi görünse de ortak bir işe adım atmak o kadar da basit olmasa gerek. Peki Hande Hanımla siz nasılsınız?

Bu işlerin esas önemli noktası – işten bile daha fazla – ortak değerlerde buluşmak oluyor. Bu anlamda çok uyumlu bir ikiliyiz. İkimiz de ortak şeylere değer verip, ortak şeyleri içimize sindiremiyoruz. Bu çok rahatlatıcı.

 

Pub Story fikri nasıl ortaya çıktı? Pub Story bir ihtiyacın ürünü müydü yoksa çılgınca bir fikir miydi?

Benim eski eğitim şirketimde defalarca “Bar Oyunu” akşamları yaptık. Orada bir sürü farklı oyun tasarladık, dinamiklere baktık, test ettik, beyin fırtınaları yaptık. Sonrasında bu işte acayip bir potansiyel olduğunu düşündük ve her şeye baştan başlayarak yeni bir marka ortaya çıkarttık. Şu an farklı bir odağımız olsa da, Pub Story fikrinin ilk ortaya çıkışı insanların sosyal hayatta yeni insanlar ile “kasmadan” tanışamaması sorunu üzerine çıkmıştı.

 

Şu an kaç kişisiniz? Türkiye’de ve dünyada neler yapıyorsunuz?

İstanbul’da 10, Ankara’da 4 kişi tam zamanlı olarak Pub Story ile ilgileniyor. Etkinliklerden öte insanların kendi arkadaşları ile oynadıkları 3-4 kişilik oyunlara odaklanmış durumdayız. 4-5 ay önce bu özelliği getirdik ve elde ettiğimiz data beklediğimizden çok daha yüksek oldu. Çılgınca bu alanı büyütmeye kasıyoruz. Yaklaşık 6 aydır Amerika’da etkinlikler yapıyorduk. Şimdi bu özelliği daha da büyütmeye başlayacağız.

 

Pub Story’deki dönüm noktamız dediğiniz bir olay var mı?

Pub Story’nin dönüm noktası kesinlikle connected2me Ekibi ile yollarımızın kesişmesi. Ankara Cyberpark’ta bir ofise doluşmuş dahiler olarak görüyorum kendilerini. Türkiye’nin en iyi mobil yazılım ekibi olduğuna dair her iddiaya girerim.

 

Tanımadığınız insanlarla tanışma yani aslında “sosyalleşme” ülkemizde garipsenen ve aslında o kadar da kolay olmayan bir durum. Bu zorluğun üzerine bir de en büyük tabumuz olan erotizmi oyunlarınıza dahil edebiliyorsunuz. Peki bu konuda sorun yaşadığınız, erotik sansür uygulamak durumunda kaldığınız ya da görevleri yumuşattığınız zamanlar ya da şehirler oluyor mu?

Erotik sansürü sadece şirket etkinliklerinde uyguluyoruz. İnsanlar direktörlerinin seks hayatı hakkında bilgi edinmek istemeyebilir. 😊 İş ortamlarında olan etkinliklerde hiç erotizm olmuyor.

 

Pub Story deneyimini dünyanın farklı şehirlerinde de deneyimlediniz. Kültürel farklılıklar, oyun oynama alışkanlıklarını da etkiliyor mu?

Elbette etkiliyor ama biz görevleri yazarken kültürel değerlerden ziyade iç güdülere odaklanmaya çalışıyoruz. İki arkadaş arasındaki çatışma, sevgiline söylediğinde yanaklarının al al olacağı bir cümle, erotizm, anlatılan hikayeler ve daha birçok şey. Dünya üzerindeki her insan için aynı duyguları harekete geçiren şeyler. Bunları bulmak çok keyifli.

 

“Out Of Office” adlı kurumsal oyun gecelerinde kartvizit bırakarak içeri giren beyaz yakalı konuklar daha sonra bir iş görüşmesinde ya da kurumsal hayatta bir araya gelebilme ihtimalleri olan kişilerle nasıl rahatça oyun oynayabiliyorlar? Title’larının ve kurumsal alışkanlıkların yarattığı kısıtlamaları yenmelerine neden olan şey sizce ne?

Oynama güdüsü. Bir çocuk, bir kedi hayal edin. Önüne bir oyuncak attığınız anda tek gerçekliği o olur, geri kalan her şeyi unutur, anı yaşar ve sadece oyunu umursar. Yetişkin insanların da aslında onlardan bir farkı yok. Onları oyunun içine aldığınız anda sadece oyunu düşünüyorlar.

 

Geçtiğimiz aylarda Didem Soydan Challenges You gibi çok özel bir parti yaptınız. “Yasaksız Hikayeler & Yasaksız Görevler” gecesinden aklınızda kalan en çılgın hikayeyi anlatır mısınız? Peki yakın dönemde gerçekleştirmeyi planladığınız böyle bir gece var mı?

En çılgın hikayeyi anlatırsam hem siz yanarsınız hem biz yanarız.😅 Eylül, ekim gibi böyle bir etkinlik daha yapacağız sanırım.

Etiketler:

    Benzer Yazılar